YÜKLER

Derya Ballı
Derya Ballı
2 Min Read
Yorgun Kadın Gün Işığı

Sırtımdaki yükler gitti de ya yüreğimdekiler?

Bir yolun sonuna geldim ve orada önceden kazılmış çukura boşalttım heybemi. Kırık hayaller, büyümüş korkular, pişmanlıklar, hatalar, yaşanmamış onca hikâye vardı içinde. Ağır aksak giden hayatımın en büyük engeliydi onlar. Yerimden kıpırdayıp onları taşımak öyle zordu ki. Kendimi unuttum. İsteklerimi, hayallerimi, mutluluğu unuttum. Mutsuzluk her gün uğrayan bir komşu kızı gibiydi. Bir gün gelmese bir tuhaflık olduğunu sezerdim. Mutluluk bir rüya bile değildi o zamanlar. Sadece direnerek nefes almaya mecbur hissediyordum kendimi. Sevemiyordum yeni olduğum kişiyi fakat sevdiğim başka biri vardı. Onun için dayanıyordum ömrümün en uzun kışına, en çamurlu yağmuruna. Kendimin içinden ustalıkla geçip onun ağrılarına ilaç, mutsuzluğuna merhem olmaya çabalıyordum. Neyi ne kadar yapabildim bilmiyorum ama elimden, kalbimden başka türlüsü gelmiyordu.


Beklediğim ama asla gelmesini istemediğim o son gelip yüklerimi bıraktığım zaman bir anlığına mutlu olur gibi oldum. Kendimi kandırdığım gün gibi ortadaydı. Sonra ileride bir yol daha olmadığını fark edince gerisin geriye döndüm. Usulca başımı kaldırıp baktım etrafıma. Yol eski yol değildi. Daha hızlı aşındırıyordum asfaltı ve daha sessizdim her zamankinden. Günler, geceler geçti ve hiç dinlenmedim. Bir gün dinlenmek istediğimde ise acı gerçek yüzüme vurdu. Sandığımdan daha çok yaralıydım. Bıraktığımdan daha ağırdı yüklerim. Çünkü onları atamazdım. Onlar ta yüreğimin içinde konuşlanmışlardı. İrinli bir yara gibi kaplıyorlardı ciğerimi. Nefes aldıkça çıldırasıya yanıyordu canım. Çünkü uğruna mutsuzluğa katlandığım yoktu artık. Onu uğurlamıştım göğe. Ben ise yeryüzünde, acının göbeğinde debelenmeye devam ediyordum.

ETİKETLER , , ,
Bu İçeriği Paylaş
Yorumlar